Güncel ÇizgiSiyasal Yorumlar

Parlamenter Sistem ve Başkanlık Sistemi

Aylardır zirveye ulaşan rejim tartışmaları aydınlar ve siyasetçiler tarafından soluk soluğa geçerken toplumumuzun, halen daha iki sistem arasındaki temel farkları bilmediği kanısındayım. Eee temel olmayınca kat da çıkılmıyor haliyle. Ben ise bu yazımda iki sistemi yalın ve terimsele boğmadan yazmayı düşünüyorum.

 

Gelelim konumuza. Bu sistemler neyi ifade ediyor peki? İkisinin de klasik olan uygulamalarını anlatacağım.

İlk olarak saf başkanlık sistemi denen ABD tipi başkanlığını anlatmak istiyorum.

İşim burada çok da derine inmeden bir şablon oluşturmak olduğu için yüzeysel geçeceğim. ABD’de ilk olarak erkler arasında yani yasama, yürütme, yargı arasında gerçekten katı ayrılıklar vardır. Meclisler Başkanın işine karışmazken başkan da meclise el dokundurmuyor. Nasıl yani? Şöyle: Mesela Donald Trump şu anda görevde ve asla meclise yasa teklifi veremez ve asla meclisi feshedemez. Meclis de aynı şekilde Trump’un hazırladığı bütçeyi onaylamazsa ülkede 2012’de olduğu gibi mali bir kriz geçirebilir. Aynı şekilde Trump da hazırlanan yasayı veto edebilir. Yani kısaca erkler birbirinin işlerine karışmaz ve karşılıklı bazı kozları var.

Peki nasıl seçilirler? Senato nüfus baz alınarak yapılır. Yani her eyalet nüfusu oranında koltuğa sahip olur. Temsilciler Meclisi ise eşit temsil prensibiyle çalışır ve her eyalet aynı koltuğa sahiptir. Başkan ise iki turlu şekilde halk tarafından seçilir. Yani parlamenter sistemde olduğu gibi hükümet meclis içinden çıkmaz. Yargı ise ikisinden de bağımsız ve apayrı bir şekilde el üstünde tutulur ABD’de. Başkanlık sistemi çok genel hatlarıyla böyle fakat dünyada ABD haricinde denenen başkanlık sistemlerinin çok da demokratik olmadığını belirtmek gerekir. Çok çeşitli kuruluşların da bu iki sistemi karşılaştıran çalışmalarını okumanızı isterim.

Gelelim parlamenter sisteme,bu sisteme ülkemiz de dahil olduğundan alışkanız aslında ama yine de bir üstünden geçmek iyi olacak. Parlamenter sistemlerde erkler arası, başkanlık sisteminde olduğu gibi çok katı değildir çünkü en nihayetinde hükümet meclisin içinden çıkıyor. İlk olarak genelde bu sistemi uygulayan ülkelerde tek meclisin tercih edildiğini söylemek isterim ama çift meclisli ülkeler de mevcuttur. Yürütmede ise çift “kanatlılık”vardır. Yani bir yandan bağımsız ,tarafsız ve siyasal sorumluluğu olmayan sembolik bir devlet başkanı, diğer yandan idareden her halde sorumlu bir bakanlar kurulu. Devlet başkanı hiyerarşide üst sırada olsa da sorumluluğu neredeyse yok gibidir. Cumhurbaşkanının amacı erkler arasında adeta bir hakemlik görevini yürütmek ve sistemin sıkıştığı anda müdahale ederek sistemin adeta havasını almaktır. Bakanlar kurulu ise her daim meclisin güvenoyuna tabiidir ve meclis tarafından soru önergesi, gensoru gibi mekanizmalarla denetlenir.Başkanlık sisteminden farklı olarak burada hükümet “yasa tasarısı” vererek yasama faaliyetinde de bulunmuş olur. Meclisin bu denetleme yollarına karşın hükümet ise meclis çoğunluğuna sahip olarak yasama faaliyetini kendi lehine çevirebilir. Tek parti iktidarlarında da genelde görülen budur. Peki seçimler nasıl olur? Aslında seçim meselesi rejim konusuyla direk bağlantılı değildir. Çok çeşitli seçim uygulamaları mevcuttur. Ülkemizde de tek turlu bir sistem uygulanır.

Sistemler genel olarak böyle fakat bir sistemin demokratikliği ya da antidemokratikliğine tek başına karar verilemez. Önemli olan ülkelerin kendi siyasal geleneklerine ve toplum yapısına en uygun olanı seçmeleridir. Ayrıca belirtmek isterim ki temel insan hak ve hürriyetlerini merkeze almayan ve ademi merkeziyetçiliğe uzak olan anayasa ve yönetim şekilleri tam olarak “demokratik”sıfatını kazanamazlar.

 

Emojiyle tepki ver!
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.