Edebi KaralamalarGenel Çerçeve

Yeni Edebiyat Işığında Bir Yazar Abdurrahim Karakoç

Abdurrahim Karakoç..

Bu ismi çoğu kişi bilmez, duymamıştır bile.

Bendeniz 19 yaşında bir delikanlıyım. Abdurrahim Karakoç üstadın hakkında yazmak harcım değildir fakat günümüzde bir iki şiir yazarak “Şair” olanları, bir kitap yazarak “yazar” olanları görünce yıllardır şiirlerini okuduğum bu güzel insanı anlatmak istedim..

Abdurrahim Karakoç, herkesin dilden dile söylediği Mihriban türküsünün -aslı Mihriban şiiridir- müellifi, yani yazarıdır. Tam bir gönül ehli, tam bir vatan aşığı, sevda adamıdır…

Bu güzel insan 1932 yılında Kahramanmaraş ilimizin Ekinözü ilçesinde dünyaya geliyor, çocukluğu şöyle böyle geçiyor. Abdurrahim üstad Karakoç olmasını ergenlik dönemlerinde şiir yazmasına bağlıyor. Bir konuşmasında şiire ergenlik döneminde başladığını anadolu tabiri ile “avara”-boş,işsiz- durmaktansa babası gibi şiir yazmayı denediğini anlatıyor…

Abdurrahim Karakoç her erkek gibi sevmiş sevilmiş, gönlü bir güzele vurulmuş ve güzel kaleminden o eşsiz sözcükleri kağıda dökmüş..

Sevdasını  kağıda öyle bir dökmüş ki üstad  “Lambada titreyen alev üşüyor”.. diyebilmiş..

Üzerine tezler yazılası, kafa patlatılası, beyin fırtınası yapılası cümle. Üstadın hemşehrisi olan Mehmet Ferhat Kurman bu cümle için “Benim yazılmış dört kitabım ve onlarca şiirim var ama Abdurrahim abinin Lambada titreyen alev üşüyor cümlesini terazide tartacak kadar değil”..

Mektuplaştığı kıza şiir yazarken “Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban” diyerek sevdasının yüceliğini anlatan birisi Abdurrahim Karakoç.

Allah’ın yazdığı kadere karşı gelinmeyeceği üzere Abdurrahim üstad ile Mihriban birbirine kavuşamaz, Mihriban evlenir başka bir şehre taşınır. Ertesi yıl Abdurrahim üstada bir mektupla onu unutmanın kolay olmadığını ve hala onu sevdiğini yazar. Aşkı deli sular gibi çağlayan, gökteki güneş gibi parlayan ve dünyaya ayan beyan Abdurrahim üstad tam bir ahlak abidesi örneğini göstererek evlenmiş birisi ile artık olmayacağını;

“Unutmak kolay mı? ” deme
Unutursun Mihriban’ım.
Oğlun, kızın olsun hele
Unutursun Mihriban’ım.

Zaman erir kelep kelep..
Meyve dalında kalmaz hep.
Unutturur birçok sebep
Unutursun Mihriban’ım.

Yıllar sinene yaslanır
Hâtıraların paslanır.
Bu deli gönlün uslanır…
Unutursun Mihriban’ım.” dizeleri ile anlatır..

Alman dilinde Fernweh diye bir sözcük vardır. Anlamı gidilemeyen görülmeyen yere olan özlemdir. Bizim dilimizde böyle bir sözcük olsa idi herhalde bu sözcüğü tam manasıyla yaşayacak olan tek kişi Abdurrahim Karakoç olurdu.

Kavuşamadığı bir sevdanın üzerine onlarca şiir yazmış olan üstad sevdasını “… Azraile can vermesi zor şeydir,sen istersen sana vermek ne güzel..”  gibi ince ve düşündürücü dizelerle dile getirmiş..

Yıllar sonra Musa Eroğlu gibi usta bağlama sanatçısı tarafından türküye çevrilen Mihriban şiiri popüler olunca Üstadın aşkı tekrar gündem oluyor ve bu aşk konusunda bir takım sorular sorulmaya başlanıyor. Bu sorulara kısaca şöyle yanıt vermiş üstad Karakoç ;

-“Herkesin mutlak surette bir Mihribanı vardır.Benim de bir Mihribanım oldu,bitti. Ne adı Mihriban’dı,ne de saçları Sarıydı, derinlere gömdüm gitti,gün yüzüne çıkmaz gayrı”..

Böyle dilden dile nesilden nesile konuşulan mükemmel bir aşk hikayesi yaşamış Abdurrahim Karakoç. Sonra ne mi olmuş ? yıllar sonra birisiyle evlenmiş,Allahın takdiridir ilk evladı kız olmuş ve adını da Mihriban koymuş..Kültürel değerlerine sıkı sıkıya bağlı olan Karakoç ilk oğlunun adını Türk- İslam koyuyor..

İsim verip de reklam yapmak istemem ama bir genç arkadaşımız bir kitap yazıyor ve adını Sen xx yaşımsın gibi bir şey koyuyor. Bir çok kitapçı ve internet mağazasında yok satıyor bu eser.Abdurrahim Karakoç gibi  Cumhuriyet sonrası halk edebiyatına damga vurmuş birisi Mihriban şiiri haricinde tanınmıyor bilinmiyorken eline kağıt alıp bir kaç sayfa doldurup ciltlettiren arakdaşların kitaplarının yok satması,bilmem kaçıncı baskısının çıkması da bizim hem edebiyat dünyamıza hem de Abdurrahim Karakoç’a olan ayıbımız olarak tarihe geçmiş durumda..

Bir çok dert ve hayat meşkalesi içerisinde yaşayıp bir yaz günü 7 Haziran 2012’de  Ankara’da hayata veda etti Abdurrahim Karakoç.

Bu dünyadan,bu ülkeden bir Abdurrahim Karakoç geçti,bir sevda adamı, bir inanmışlık abidesi geçti..

Mihriban sevdalısını,Türkiye ise bir değerini kaybetti.

Mekanı cennet olsun..

 

Emojiyle tepki ver!
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
2 comments
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.